SAATLERİ AYARLAMA ENSTİTÜSÜ ÖZETİ

SAATLERİ AYARLAMA ENSTİTÜSÜ:

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın romanıdır. Roman, Abdülhamit devrinde İstanbul’da doğan, böylece Tanzi­mat, Meşrutiyet, savaş yılları ve Cumhuriyet devrini yaşayan, bütün bu dönemlerin aksayan yönetimini, manasız bürokrasi çarklarını ve ahlâkî ilişkilerini kaybetmiş insanlarını bütün çelişkileriyle, fakat saf ve iyi niyetli bir dille anlatan Hayri İrdal’ın kaleminden yazılmıştır.

Cumhuriyet devrinde ölçüleri, gayretleri, toplum, politika, sanat vs. düşünceleriyle değişen Türk insanını anlatmaktadır… Eserin adından başlayarak bürokrasinin bir eleştirisi olduğu görülür. “İlk karısının ölümünden sonra ruh hekimi Ramiz’le ruhbilimciler kulübünde çalışırken bir gün Ramiz onu çocukluk arkadaşı Halit Ayarcı’yla tanıştırır. Her ikisi de saatlere meraklı olan Hayri İrdal’la birlikte açıkgözlülük, halkı hiçe sayma, gibi vasıflar taşıyan Halit Ayarcı, idareci zümrede bulunan başarma hırsı, yiyicilik ve aldanış zaaflarından faydalanarak Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı boş işlerle, gösterişle uğraşan devlet parası yiyici bir teşkilat kurarlar. Bu teşkilat “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”dür. Toplumda hiçbir fonksiyonu olmayan bürokratik abes kurumların sembolü ölün enstitü zeki, kurnaz ve işbilir Halit Ayarcı’nın menfaatlerine göre gelişir, büyür, şubeleri, büroları, bankaları, dernekleri, olan büyük bir bürokratik çark hâlini alır.

Hay­ri İrdal ise yaptığı işin faydasına ve büyüsüne kapılmış, Ayarcı’nın ken­disini sürekli aldattığının bile farkında değildir. (TDK Yayınları Güzel Yazılar, Romanlar, sayfa 151)”   Bürokrasi oyunları romanın belkemiğini oluşturur. Eserde alt üst edilmesi istenen ve değeri umursamayan sanat, ilim, ahlak ilkelerinin betimlenmesi ve açıklanması güldüren üslupla sürdürülmektedir… Romanda başkişi olan Hayri İrdal, korkunç fakirlikten aşırı zenginliğe, uşaklıktan üst bürokratlığa, düzgün aile anlayışından kozmopolit umursamazlığa geçen fakat ruhunda bu değişiklikleri üst üste çekilmiş fotoğraflar gibi taşıyan bir adamdır… Hayri İrdal, inanmadığı bu şeyden vicdan azabı duymasına rağmen bütün ailesi ile bu girişim sayesinde zengin ve memnun olmuştur…

Bu enstitü etrafında üniformalı genç kızlarla erkeklerin çalıştıkları “Ayar istasyonları, yayın bürosu, zemberek, mil, yelkovan müdürlükleri… Saat sevenler cemiyeti, saatleme bankası vs gibi pek çok kurumlar da kurulmuş olup binlerce adam hiçbir iş yapmadan servet içinde yüzmektedir. (Ahmet Kabaklı, Türk Edebiyatı, 3. Cilt, sayfa 241)