HİKAYE SAİM AMCA

SAİM AMCA

Bundan yedi sekiz yıl önce bir cumartesi günü Bursa Temiz Caddesi Türkiye Gazetesi Bürosuna Saim Amcayı ziyaretine gitmiştim.Laf lafı açtı ben bizim evin suyunun çok tatlı olduğunu söylemiştim.Saim Amcada:

-Madem suyum tatlı diyorsun bir pet şişeye doldur getir bizim elemanlara senin suyu tahlil ettirelim ,dedi.

Aradan bir hafta geçmişti 2,5 litrelik bir kola şişesine su doldurup Saim Amcanın yanına gittim.Büro her zaman ki gibi kalabalıktı,hatta o gün büronun bitişiğindeki Şerifoğlu Parkenin sahibi Arif Abi ve onunla neredeyse bir ömür boyu beraber çalışan benim ortaokul öğretmenim Ahmet Yıldız Bey de vardı.Ve hepsini çok sever ve saygı duyardım.Hatta ara sıra Saim Amca”Sen bu hocanı neden bu kadar çok seviyorsun?Diye” benimle takılırdı.Saim Amca etrafındaki insanları olumlu yönde etkiler Saim Amcaya etrafındaki insanlar ona saygı gösterirler onun ricalarını adeta bir emir gibi kabul ederlerdi.Ben boş zamanlarımda her uğradığımda onun sohbetlerinden çok istifade etmişimdir.

Bir gün Temiz Cadde den aşağıya inerken Büronun kapısında Saim Amcayı gördüm.Beni çağırdı:

-Senin suyu inceledik tadına diyecek bir şey yok ama halis muhlis Bursa Belediyesinin şebeke suyu, artık Bursa’da ki mahalle aralarındaki tarihi çeşmelerde dahi şebeke  suyu akıyor, ama asıl seni bunun için çağırmadım.Senin pet şişeyi buradaki diğer boş şişelerle beraber satmış bulunduk.Bize hakkın geçti al şu parayı,deyip bana şişenin parasını vermek istedi.O kadar çok etkilenmiştim ki bende:

-Bunun lafımı olur Saim Amca ne olacak bir şişenin parasından, Dedim.Saim amca:

-Hak haktır oğlum azı çoğu olmaz ben sana söylemek zorundayım, bu kasa İhlas Vakfına ait bir kasa buraya hak edilmemiş hiçbir şey girmemeli, dedi.Bende ona:

-Bak Saim Amca!(Sen bana Ahmet Hocana niçin bu kadar saygı duyuyorsun?)diye sormuştun.Bugün ben sana bunu anlatayım,dedim ve devam ettim:

-Ahmet Bey benim ortaokulda Fen ve İngilizce derslerime üç yıl boyunca girmişti.Bizim ilçemize geldiğinde 21 yaşındaydı.4 yıl boyunca bizim ilçemizde görev yaptı bizi mezun ettiği yılda Bursa’ya tayini oldu.Onun bize kazandırdıkları anlatmakla  bitmez onun fedakarlığını hiçbir öğretmende görmedik Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in özelliklerini,üstünlüklerini onun sünnet-i seniyesini,Allah korkusunu,vatan sevdasını sadece ben değil tüm öğrencileri ondan öğrendi.Unutamadığım asla da unutmak istemediğim her iki alemde de beraber olmak istediğim yegane insanlardan birisidir o.

Orta üçüncü sınıftaydık İngilizce dersimize gelmişti.Deftere günün konusunu yazıp imzaladıktan sonra derse başlıyordu.Masanın üzerinde bir tükenmez kalem vardı,eline aldı tam yazacakken sınıf başkanına sordu:

-Mutlu!bu kalem kimin?Dedi.Arkadaşımızda:

-Hocam!Bu kalemi sınıfta bulduk sizden önceki öğretmenlerde bu kalemi kullandılar ve kimsede sahibini sormadı,siz neden sahibini soruyorsunuz,dedi.

Ahmet Bey ayağa kalktı:

-Arkadaşlar kul hakkı denilen bir şey var bu kalemin sahibini tanımadığım için onun malını izinsiz kullanmak istemedim,çünkü onunla helalleşme imkanınım yok.Ama sizden birinin kalemini alıp defteri işleyebilirim.Çünkü sizlerle helalleşme fırsatım henüz var.Bunu bazılarınız çok küçük bir şey diyebilir size küçük bir örnek daha vereyim.Hz. Ömer halife iken yanına muhabbet etmek için bir arkadaşı geliyor.Odanın içi karanlık olduğu için mum yanmaktadır.Gelen kişi selam veriyor Hz. Ömer onu görünce onun devlet işi için gelmediğini anladığından dolayı selamını almadan çekmecesinden başka bir mum çıkarıp yakıyor diğer mumu söndürüyor daha sonra selamını alıyor.Arkadaşına da senin muhabbet etmek amacıyla geldiğini biliyorum.Devletin malını seninle konuşurken kullanmak istemedim,çünkü bu bir haktır,diye açıklama yapıyor.

Hocamızın bu açıklamasından sonra küçük şeylerinde aslında hak olabileceğini daha iyi anlamış olduk.Çünkü biz bu güne kadar ne evlerimizde ne de diğer toplandığımız yerlerde böyle bir açıklama duymamıştık.Onun benim ve okuttuğu tüm öğrencilerinde hakkı da çoktur unutulmaz hatıraları da çoktur.İşte Saim amca bundan dolayı sadece ben değil inanıyorum tüm öğrencileri Ahmet YILDIZ Bey’i hem seviyor hem de sayıyordur,dedim.Saim Amcayla vedalaşıp evin yolunu tuttum.