google.com, pub-5916757750940456, DIRECT, f08c47fec0942fa0 Cesaret Hakkında Hikaye google.com, pub-5916757750940456, DIRECT, f08c47fec0942fa0


Cesaret Hakkında Hikaye

Cesaret Hakkında Hikaye

CESARET

Askerden yeni dönmüştüm. Yıllardır hayalini kurduğum şeylerden birisi araba almaktı. Eşimle ikimizde çalışıyorduk. Yıllardır borç ödedik, yuvamızın eksik gediği ne varsa gidermeye çalıştık. Eşime araba alma konusunu açtığımda çok hevesli olmadığını gördüm. Ama ben artık sıranın araba almaya geldiğini düşünüyordum.

Hafta sonu idi. Kahvehanenin önünde otururken çok sevdiğim bir ağabeyimiz geldi. Yanımda oturan öğretmen arkadaşım bana:

-Bak Ahmet Bey arabayı satıp, daha iyi bir model alacak, sende istersen Ahmet Beyin arabasını alabilirsin, bence bu fırsatı kaçırma, dedi.

Bende,

-Soralım istersen, anlaşabilirsek bizde onun arabasını alalım dedim.

Kahvenin önündeki insanların da gayreti ile arabayı aldık. Parası konusunda da anlaÅŸtık. O günkü sıkıntımı hiç unutamamam, on beÅŸ yıllık arabayı alabilmek için bile neredeyse servet ödemiÅŸtim. Åžimdiki gibi araba almak kolay deÄŸildi. Teknolojik aletler çok pahalı idi. Daha önce ehliyetim olmasına raÄŸmen, arabayla ÅŸehre gitmeye korkuyordum. Hâlbuki bizim yöre çok engebeli bir araziye sahipti. Ama yine de Bursa’ya gitmeye korkuyor, ÅŸehir içinde araba kullanmak bana çok zor bir iÅŸmiÅŸ gibi geliyordu. Hâlbuki bir sürü iÅŸim çıkmıştı. Ama hiçbirinde de özel arabamla gitmeye gözüm yememiÅŸti.

Bir Pazar günü televizyona bakıyordum, hanımda temizlik iÅŸlerini yapıyor, bende çocuklarla ilgileniyordum. Çocuklarım henüz ilkokula gitmiyorlardı. Onlar oyuncakları ile oynarken, bende kanalları dolaşıyor, izleyebileceÄŸim bir program arıyordum. TRT kanallarının birinde özürlülerle ilgili bir program vardı. Benim de ilgimi çekmiÅŸti. Seyrettikçe sanki bu programın benim için yayınlandığını zannettim. İstanbul trafiÄŸinde özürlü bir genç Kartal marka bir arabayı kullanıyor, geri geride iki araç arasına o kadar mükemmel yanaÅŸtırıyordu ki, hayretler içinde kalmıştım. Program sunucusu ile birlikte araçtan indiklerinde hayretim iki katına çıkmıştı. Araçtan inerken bile koluna aldığı koltuk deÄŸneÄŸi ile saÄŸ ayağının üzerinde âdete zıplayarak zor yürüyordu. Kol desen, kol yok, ayak desen biri yok. Ama benim yapamadığım ÅŸeyi Türkiye’nin gözleri önünde medeni cesaretiyle herkese örnek oluyordu. Araçtan inip bir iÅŸyerine girdiler. Program yapımcısı meÄŸer bu delikanlının marifetlerini duymuÅŸ, onun yapabildiklerini ve hayatının birilerine ibret olmasını düşündüğünden dolayı çekim yapmak için İstanbul’un Kadıköy semtine gelmiÅŸti. Delikanlı çayları söyledi, doÄŸumundan itibaren hayat hikâyesini anlatmaya baÅŸladı,

-Ben doÄŸduÄŸumda iki kilo kadarmışım. Beni doÄŸurtan ebe kollarımın çok kısa, sakat ve iÅŸlevsiz olduÄŸunu, bacağımın birinin kısa ve yapışık olduÄŸunu görüp, anneme fark ettirmeden beni acele yıkayıp, kundaklayıp bahÅŸiÅŸ almadan annemin yanına yatırıp gitmesiyle, komÅŸuların şüphesini çekmiÅŸ. Çünkü sadece annemle, ebe kadın evdeymiÅŸ. Annemi üzmek istemediÄŸinden dolayı da benim durumumu anneme söylememiÅŸ. Annem benim sakat olduÄŸumu, bezimi deÄŸiÅŸtirmek isteyince anlamış. DoÄŸrusu önce bir ÅŸok yaÅŸamış ama annem inançlı kadın olduÄŸu için “vardır bununda bir hikmeti’’deyip kaderine razı olmuÅŸ. “SaÄŸlamını Allah verdiÄŸinde sevindim, şükrettim de, sakatını verdiÄŸin de de isyan etmek bize yaraÅŸmaz’’ demiÅŸ. Babam akÅŸam geldiÄŸinde, ona da durumu anlattığında, babam da aynı annem gibi düşünmüş. Her ikisi de on altı yaşıma kadar, beni kendi elleriyle beslediler. Beni diÄŸer çocuklarından ayırmadıkları gibi, daha çok sevdiler, önce benim isteklerimi yerine getirmeye çalıştılar. On altı yıl boyunda camın kenarında hep oturdum. Annemin, babamın tüm ihtiyaçlarımı karşılamasını bekledim. O güne kadar da okuma ve yazmaya, hayata dair hiçbir isteÄŸim olmadı. Hayatımdan da ÅŸikâyetçi deÄŸildim. Camın kenarında otururken uyuyakalmışım. Rüyamda aksakallı bir dede yanıma geldi. Bana:

-Evlat sen neden böyle oturup duruyorsun, niçin başkalarından yardım bekliyorsun, Dedi.

Ben de:

-Dedeciğim gördüğün gibi, ellerim çalışmıyor, kollarım sadece dirseklerine kadar canlı, sol ayağımda sakat ve üst tarafına bitişik. Ben bu halde ne yapabilirim. Dedim.

Dede bana:

-Oğul! Sağ ayağın sağlam, dirseklerine kadar da kolların canlı, sağ ayağını elin gibi kullanmaya çalış, sende bunu başaracak, senin de bilmediğin bir azmin var dedi. Heyecanla uyandım. Yerime oturdum, mutfakta yemek yapan anneme bağırdım.

-Anne, bana plastik su bardağı, kaşık, çatal, kâğıt, kalem getirir misin? Dedim. Annem çok ÅŸaşırmıştı. O’na da gördüğüm rüyayı anlattım. Sarılıp ikimizde aÄŸlaÅŸtık. Benim istediklerimi getirdi, hatta bana önerilerde bulundu. Yapamadığım ÅŸeylerde bir daha dene, bir daha dene diyerek bana gayretli olmamı öğretti. YavaÅŸ yavaÅŸ kendi başıma bardakla su içmeyi, kendi kendime karnımı doyurmayı, kalemle resim yapmayı, hatta televizyona bakarak okuma yazmayı öğrendim. Babam bende ki bu geliÅŸmeleri görünce, beni ortopedi doktoruna götürdü. Doktor, benim boyuma göre koltuk deÄŸnekleri yaptırttı. O günden sonrada ben sadece akÅŸamları eve girdim. Babamın iÅŸinde ona yardımcı olmaya çalıştım. Sabahları iÅŸe giderken babamı çok iyi izliyordum. Eski de olsa bu arabamızın nasıl kullanıldığını öğrendim. Bir Pazar günü, babama boÅŸ bir arazide bu arabayı kullanabileceÄŸimi anlattım. SaÄŸ olsun o da beni destekledi, kırmadı. Gördüğünüz gibi arabayı kullanabiliyorum. Özürlü raporumu aldım, nasip olursa benim daha rahat kullanabileceÄŸim bir arabayı gümrükten olacağız. Babamın iÅŸinde de saÄŸ ayağımı kullanarak çok rahat yardım edebiliyorum. Hatta benim nasıl iÅŸ yaptığımı görmek için gelen meraklı müşteriler sayesinde iÅŸlerimiz daha da arttı. Babam bana “ oÄŸlum sen Allahın bize gönderdiÄŸi bir lütufsun, senin sayende iÅŸlerimiz arttı. Müşterimiz çoÄŸaldı, Allaha şükür eskisinden daha iyi yaşıyoruz” diyor.

Program yapımcısı sordu:

-Peki, hiç evlenmeyi düşündünüz mü? Dedi.

Delikanlının yüzü kızardı, mahcup bir şekilde sözlerine devam etti.

-Aslında evlilik teklifleri de aldım, ama sağlıklı bir insanla evlenmeyi düşünmüyorum. Ben kendime göre uygun birini bulduğumda, tabii ki evlenmeyi düşünüyorum, Allaha şükür ekmeğimizi kazanıyoruz dedi.

Vedalaşıp ayrıldıklarında, iyi ki bu programı kaçırmamışım diye, Allaha şükrettim. Sanki bu program benim cesaretsizliğimi kırmak adına düzenlenmiş gibiydi. İnanıyorum bu programı seyreden herkes bu delikanlıdan etkilenmiştir. Kendince bir pay çıkarmıştır. Eşim bu arada işini bitirmiş, pikniğe gidip gitmeyeceğimizi sormuştu. Bende:

-Dünden hazırlığı yaptım, sadece giyinip çıkabiliriz Görecik’e gidelim dedim. Hazırlanıp yola çıktık. Görecik yolu üzerinde hastanemiz var, önünden geçerken, eÅŸimin yengesinin akrabalarını gördüm. Merak edip, yanlarında durduk. MeÄŸer eÅŸimin yengesi rahatsızlanmış, Bursa ya sevki yapılmış, ambulans baÅŸka bir hastayı götürdüğünden dolayı da araç bulmak için, eÅŸimin aÄŸabeyi çarşıya inmiÅŸti. Ben piknik malzemelerini kenara bırakıp, yengeyi serumu ile birlikte bizim arabaya aldık. Biz bunları yaparken, eÅŸimin aÄŸabeyi de koÅŸarak geldi. Maalesef araba bulamamıştı. Bizim hazırlandığımızı görünce çok sevindi. Bana, sen bu aracı Bursa’ya götürüp, getirebilir misin? Dedi. Bende:

-Evvel Allah, götürüp, getiririm inÅŸallah, ama siz yine de duayı elden bırakmayın, dedim. EÅŸim ve çocuklarımı hastanenin önünde bırakıp, biz Bursa Devlet Hastanesine vardığımızda, doktorlar bize “ zamanında yetiÅŸtiniz, bir saat daha geç kalsaydınız, hastayı kaybedebilirdik, çünkü biz ameliyat ederken apandisit patladı, vücuda dağılmadan müdahale edebildik, Allaha şükür ki hasta tehlikeyi atlattı dediklerinde, biz eÅŸimin aÄŸabeyi ile birbirimize baktık, bana:

-Sağ ol Allah razı olsun, ben araba bulamamıştım. Yengeni kaybedebilirdik, dedi.

Bende ona:

-Ağabey, asıl teşekkür edeceğimiz insan bir özürlü kardeşimizdir, ben bugün sabahtan televizyonda özürlü bir delikanlının nasıl araç kullandığını gördüm. Asıl cesaretimi o delikanlıya borçluyum. Yengemin hayatını ondan aldığım ilhama borçluyum dedim.

İki gün sonra yengemizi hastaneden çıkartıp, kasabaya götürürken sakat gencin hayatını olduğu gibi onlara da anlattığımda, onlarda çok etkilenmişlerdi. Hepsi de o delikanlı için hayır dua ettiler.