CUMA DUASI İLE HACET DİLEK İSTEK DUASI ZAMANI

Allah’ım! Ey hacetlerin isteneceği son merci! Ey katında isteklerin elde edilebileceği kimse! Ey nimetlerini parayla satmayan! Ey bağışlarını başa kakarak
bulandırmayan! Ey kendisiyle gani olunan, onsuz
gani olunmayan! Ey kendisine rağbet edilen, kendisinden yüz çevrilemeyen! Ey hazineleri dilenmelerle
tükenmeyen! Ey hikmeti vesilelere tevessül etmekle
değişmeyen! Ey muhtaçların kendisine olan ihtiyaçları bitmeyen! Ve ey dua edenlerin duası kendisini
zahmete düşürmeyen (yüce Allah)! Yaratıklarına
muhtaç olmamakla övünmüşsün ve de öylesin, onlara hiçbir ihtiyacın yoktur. Onları da muhtaçlıkla nitelemişsin ve de öyledirler, her yönleriyle sana muhtaçtırlar.
Kim ihtiyaç gediklerini senin katından kapamak ister ve seninle fakirliğini gidermeye azmederse, hiç
kuşkusuz, hacetini, bulabileceği yerde aramış, dileğine kavuşabileceği yöne yönelmiştir.
Kim de, hacetini yaratıklarından herhangi birine götürür veya seni değil de onu hacetinin giderilmesi
noktasında sebep kabul ederse, hiç şüphesiz, kendini
yoksunluğa maruz bırakmış, senin lütuf ve ihsanını
kaybetmeyi hak etmiştir.
Allah’ım! Benim, kendi çabamla ulaşamayacağım,
kendi plânlarımla elde edemeyeceğim bir hacetim
var ki, nefsimin aldatmasıyla onu, hacetlerini sana
getiren, dileklerinde sana muhtaç olan (kendim gibi)
birine götürdüm. Bu da hatakârların hatalarından
bir hata, günahkârların sürçmelerinden bir sürçmedir. Sonra, senin hatırlatmanla gafletimden uyandım;
verdiğin başarıyla hatamın farkına vardım; yardımınla sürçmemden geri döndüm ve; “Rabbim, her
türlü eksiklik sıfatından münezzehtir! Muhtaç biri,
(kendisi gibi) muhtaç birinden nasıl bir şey dilenebilir?! Yoksul biri, (kendisi gibi) yoksul birine nasıl
rağbet edebilir?!” dedim.
Onun için rağbetle sana geldim; güvenle ümidimi
sana getirdim ve bildim ki, senden dilediğim şeyler
ne kadar çok olsa da, zenginliğinin yanında az kalır;
senden istediğim şey ne kadar büyük olsa da, geniş
rahmetinin yanında küçük kalır; keremin, kimsenin
dilenmesinden dolayı daralmaz; bağışlarla tanıdığımız elin her elin üstündedir.
Allah’ım! Muhammed ve Âline salât et ve bana, hak
kazanma esasına dayanan adaletinle değil, lütuf ve
ihsana dayalı kereminle muamele et. Çünkü ben, eli
boş geri çevrilmeyi hak ettiği hâlde, sana rağbet edip
de kendisine bağışta bulunduğun ilk kişi değilim;
mahrum bırakılması gerektiği hâlde, senden (rahmetini) dilenip de kendisine lütufta bulunduğun ilk
kimse de değilim.
Allah’ım! Muhammed ve Âline salât eyle ve duama
icabet et; çağrıma yakın ol; sızlamama acı; sesimi işit;
sana olan ümidimi kesme; beni sana bağlayan sebebi (dua bağını) koparma; bu ve diğer hacetlerimde
beni kendinden başkasına yöneltme ve bana zoru
kolaylaştırarak, bütün işlerde hakkımdaki takdirini
güzelleştirerek, oturduğum yerden kalkmadan önce
istediğimi başarıyla sonuçlandırarak hacetimi gider,
dileğime kavuştur beni. Böylece beni, velâyetin ve
koruman altına al. Muhammed ve Âline ardı arkası
kesilmeyen, süresinin bitimi olmayan, günden güne
artan, kalıcı bir salâtla salât eyle ve bunu dileğimi

elde etmem için bir yardımcı sebep kıl. Hacetlerimden bazıları da, Rabbim, [şu ve şudur.]
(Burada hacetini dile getirir, sonra secde eder ve secdede
şöyle dersin:)
(Ey Rabbim!) Fazlın yalnızlığımı gidermiş, ihsanın
bana kılavuzluk etmiştir. O hâlde, kutsal zatın ve
Muhammed ile Ehl-i Beytinin –salâtın onlara olsun–
hürmetine, beni istediğini elde edememiş, ümitleri
boşa çıkmış bir hâlde dergâhından geri çevirme