HZ PEYGAMBERİN BİR GÜNÜ NASIL GEÇERDİ

HZ PEYGAMBERİN BİR GÜNÜ NASIL GEÇERDİ
Efendimiz (sav) de güne sabah namazı ile başlardı. Âmâ bir sahabe olan Abdullah b. Ümmi Mektum’un okuduğu ezandan sonra (1) Hz. Peygamber odasında sünneti kılar ve farzı kıldırmak üzere mescide çıkardı. Mescide gelemeyecek kadar ciddi mazeretleri olanlar dışında, Medine’de bulunan bütün Müslümanlar her farz namazı Efendimiz’in arkasında kılmaya gayret ederlerdi.

Namazdan sonra her gün, güneş belli bir yüksekliğe çıkıncaya kadar önce tesbihatını ve o vakte ait mutad evradını yapar, sonra yüzünü ashabına dönerek bağdaş kurar ve ashabıyla sohbet ederdi. Bu sohbetler sırasında gündelik konulardan, tarihi hatıralara, rüya tabirlerinden, imana hizmet konularına, sorulara cevap vermekten, sıkıntısı olanların sıkıntısını gidermeye varıncaya kadar beşeriyetin gereği olan birçok mesele konuşuluyordu. Yani ibadet halkasından hemen sonra tam bir ilim ve irfan halkası kuruluyordu. (2) Yıllarca, her günün en verimli vaktinde ve en az bir saat süren ‘Peygamber Sohbeti’ kişiye neler kazandırır, her halde onu ancak yaşayanlar bilir. Sahabenin üstünlüğü de burada aranmalıdır.

Kuşluk namazı kılındıktan sonra oradan bir yere gidilmeyecekse Efendimiz (sav) eve döner ve evde yiyecek bir şey olup olmadığını sorardı. Şayet yiyecek bir şey varsa kahvaltı yapar, yoksa “öyle ise oruçluyum” (3) der ve o günü oruçlu geçirirdi. “Bir şey var” denildiği zamanlarda var olan şey genelde süt, hurma, birkaç dilim kuru arpa ekmeği vb. şeylerdi. Yani evlerinde ne bulurlarsa onu yerler, yemekler arasında ayırım yapmazlardı.

Efendimiz’in hayatında yemek işi, günümüzde olduğu gibi hayatın merkezinde yer almıyor, gündelik hayat yemek öğünlerine göre şekillenmiyor, yemek için fazla zaman harcanmıyor, yemek olmadığı zaman problem yapılmıyor, mükellef sofralar kurulmuyor, sohbetlerde sürekli yemek çeşitlerinden söz edilmiyor, daha güzel bir yemek için kilometrelerce yol kat edilmiyor, yıllık yiyecek hesabı yapılıp depolanmıyor, yemek masası kurulmuyor vs. Durum böyle olunca da, günümüzün tam aksine, diğer önemli şeylere daha çok vakit ve para ayrılıyordu.

Hz. Peygamber öğleden önce bir süre dinlenirdi. Gece ibadet ve benzeri faaliyetlerle uğraşıldığı için yeterince dinlenememek, iş yoğunluğu ve stresten ötürü dikkatin dağılması, bedenin yorulması ve sıcak iklim şartlarından ötürü, gecenin yanı sıra bir de gündüz uyuyup dinlenme söz konusudur. İslami, literatürde buna kaylule denilmektedir. Türkçemizde buna öğle uykusu veya öğle öncesi uyku demek mümkündür.

1) Buharî, Ezan, 11, 13, Şehadat, 11, Savm, 17; Müslim, Sıyam, 36-39; Nesaî, Ezan, 10.
2) Müslim, Mesacid, 286; Ebû Davud, Salat, 301.
3) Müslim, Sıyam, 169.
4) Bakara, 2/238.
5) Buharî, Mevakitü´s-Salat, 555.
6) Müslim, Rada, 46; Aynî, Umdetü´l-Kâri, 20/244. Bu ikramlardan birinin meşhur ila hadisesine sebep olduğu da bilinmektedir.
7) İbn Kesir, Tefsir; V, 64, 65; eş-Şürünbülâlî, Merâkıl-Felâh, s. 74.
8) Buharî, Fedailu´l-Kur´ân, 14, Tirmizî, Dua, 21.
9) Müslim, Zikir, 80.
10) Fetih, 48/2
11) Buharî, Teheccüd, 6; Müslim, Münafikîn, 78-79; Tirmizî, Salât, 187.