Gazilerimize Saygı Gösterir, Şehitlerimizi Rahmetle Anarız

Gazilerimize Saygı Gösterir, fiehitlerimizi Rahmetle Anarız
BENİM KAHRAMAN DEDEM
Yarın ilçemizin kurtuluş gününü kutlayacağız. Dedem Kıbrıs gazisi olduğundan kutlama-
lara mutlaka katılır. Bu defa onda farklı bir telaş sezdim. Hem heyecanlı hem de hüzünlü gö-
rünüyordu. Sonunda dayanamadım sordum.
— Dedeciğim, neden üzgün görünüyorsun? Her yıl bu günler neşeli olurdun.
Dedem, sandıktan çıkardığı elbiselerini seyrederken ağlamaklı bir ses tonuyla konuşma-
ya başladı.
— Bu elbiseleri görüyor musun oğlum? Bunları en son giydiğimde gencecik bir delikanlıy-
dım. Yavru vatan Kıbrıs için savaştım. Sağ olarak dönmek nasip oldu. Bana gazilik madalya-
sı verdiler. Her zaman saygı gösterdiler. Pek çok yerde öncelik tanıdılar. Önemli günlerde ve
millî bayramlarda ziyaretime geldiler. İhtiyaçlarımı sordular. Beni, aldığım bu madalya ile onur-
landırdılar. Ben de her yıl ilçemizin kutlamalarına bu gururla katıldım. Dedem neredeyse ağ-
lamaktan konuşamaz duruma gelmişti. Yavaşça kanepeye oturdu.
Dedemin duygularını anlamaya çalışıyordum. Yine de bu kadar üzülmesine bir anlam vere-
medim. Onun da sözlerinin bitmediği belliydi. Biraz toparlandıktan sonra sözlerini şöyle sürdürdü.
— İlçe kaymakamı, bu yılki törende benden bu kıyafetlerle bir konuşma yapmamı istedi.
Çok duygulandım. Kendime değer verildiğini hissettim. Bu elbiseleri yıllar sonra tekrar giymek
beni heyecanlandırdı. Ama aklıma Kurtuluş Savaşı yılları geldi. Babam cephede özgürlüğü-
müz, namusumuz ve inancımız için savaşmış. Annem evde onların giyecek ve yiyecek ihti-
yaçlarını sağlamak için çalışmış. Onlar hiç gün görmediler yavrum. Babam ve onun gibi bin-
lerce insan tekrar evlerine dönemediler. fiehit oldular. Üzerlerindeki elbiselerle gömüldüler.
Onlara kimse madalya takmadı. Yıllar sonra kurtuluş törenlerine katılıp konuşma yapma şans-
ları da olmadı. Çocuklarını ve torunlarını sevemediler. Onlar iman dolu göğüsleri sayesinde
savaştan ve şehit olmaktan korkmadılar. “Ölürsem şehit, kalırsam gazi” anlayışıyla düşmana
saldırdılar. Yurdumuzu düşmandan kurtarıp bize bu güzel günleri armağan ettiler ve şu övgü-
ye layık oldular: “Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin. Hayır, onlar diridirler. An-
cak siz bunu bilemezsiniz.”(4)
Dedem yaşayan bir tarih gibiydi. Onu dinledikçe özgürlüğümüzün hangi şartlarda kazanıl-
dığını daha iyi anlıyordum. Geçmiştekiler üzerlerine düşeni yapmışlardı. Görev sırası şimdi
bizlerdeydi. Yurdumuzu korumak, geliştirmek için üzerimize düşen görevleri severek yapma-
mız gerekiyor.
Dedem sözlerini bitirmişti. Yanına yaklaştım ve boynuna sarıldım.
— Bu vatana ve sizlere layık insanlar olacağız, diye kulağına fısıldadım.
Hz. Muhammed Buyuruyor ki :
Allah için bir gün nöbet beklemek hem dünyadan hem de onda olanlar-
dan daha hayırlıdır. (Tirmizî, Fedailü’l-Cihad, 26. hadis.)
Yaşadığınız yerde gazi olup olmadığını biliyor musunuz? Hiç şehitlik ziyaret ettiniz mi?
fiehitliğe gittiğinizde neler hissettiniz?