Dış Politikamızda Türk Okullarının Önemi

Türkiye sahip olduğu değerler itibariyle dünyanın süper gücü olma yolunda hızla ilerlemekte. Gerek ekonomik gerekse siyasi gelişmeler Türkiye'yi bölgede lider ülke haline getirirken ,dünya üzerindeki konumu itibariyle de her geçen gün elini güçlendirecek hamleler atmaktadır.

İlk olarak, Sovyetler Birliği'nin dağılmasıya bağımsızlığını kazanan Orta Asya Cumhuriyetlerinde binbir zorluklarla açılan ve ardından tüm dünya'ya yayılan Türk Okulları'na ilgi her geçen gün atmış ve bu okullar Türkiye'nin yurtdışında yüzakı olmuştur. Anadolu insanının gayretleri ile , gücünü ülkesindeki insanlardan alan bu gönüllüler hareketi ,ekonomik ve siyasi bağımsız bir hareket olmanın avantajlarını kullanarak dış politikada da Türkiye'nin elini güçlendirecek sonuçlar doğurmaktadır ve doğurmaya devam edecektir. Zira her geçen gün dünyanın dört bir yanında açılan bu sevgi okulları bir yandan Türkiye'nin itibarını arttırırken diğer yandan da Dünya üzerinde barışın egemen olması için çaba sarfetmekte ve menfaatlar üzerine kurulu olan dengelerin aksine sevgi ve hoşgörü temelleriyle geleceğin dünyasını oluşturmaktadır. Bu okulların varlığı "Medeniyetler Çatışması" tezinin bir safsata olduğunun ve bunun yerine "Medeniyetler Buluşması"nın egemen olmasını sağlayacak bir öneme sahip olduğunun güzel bir müjdesidir diyebiliriz. Çünkü bu sevgi okulları açılmış olduğu her ülkenin değerlerine saygı göstermekte ve sömürü olmadan da insanlığın rahat bir dünya hayatı sürebileceğini göstermesi açısından son derece önem arzetmektedir. Okulların mezun vermesiyle dünyayı yönetecek liderler bu okullardan çıkacak ve barış yeryüzüne egemen olacaktır.Aynı zamanda bu okullardan mezun olan çeşitli sektörlerde söz sahibi olmuş girişimcileri de Türkiye'ye yönlendirecektir.
Yurtdışında açılan bu sevgi okulları her ne kadar sadece eğitim veren bir kurum gibi gözükseler de Dünya barışının sağlanması gibi yüce bir hedefe hizmet eden muhteşem bir projedir.Bu büyük dünya barış projesi tamamen gönüllüler hareketi olarak varlığını sürdürecektir.Bu eğitim kurumlarına dünya barışını sağlayacak büyük bir proje olarak bakılmadıkça bu okulların değeri anlaşılmayacaktır.Evet,içerisinde her milletten ve ırktan insanı istihdam eden ve bu insanlara hizmet sunan bu okullar "Dünya Barış Projesi"nin en büyük uygulamasıdır. Nobel ,belki de çok geç kalınmış bir ödül olarak sahibini bulacaktır.

Türk Dış Politikası Turgut Özal döneminde bu okullara açık destek vermiş ve oluşumun güçlü temeller üzerine kurulması sağlanmıştır. Her ne kadar bürokrasinin egemen güçleri zorluklar çıkarmaya çalışmış olsa da her bir zorluk içinde bir kolaylık kendini göstermiştir. Peki Türk Dış politikası bu okullar için ekonomik olarak hiç bir destek vermemesine rağmen siyasi desteği yeterince sağlayabiliyor mu? Belki bugün buna kısmen evet diyebiliriz ama geçmişte bu okullara sahip çıkılmaması Türkiye için büyük kayıp olmuştur. Türkiye , açılan bu Türk Okullarına vermiş olduğu siyasi desteği Süper güç olma yolunda iyi değerlendirmelidir.