Hicri Yılbaşınız Kutlu olsun


06 Aralık Pazartesi Zilhiccenin 30'u.

07 Aralık Salı 1 Muharrem Yani Hicri Yılbaşı'dir.

16 Aralık Perşembe 10 Muharrem Yani Aşure günü'dür.
Hicri yeni yılımız mübarek olsun.

Peygamber SAS Efendimiz bizleri şöyle müjdeliyor... "Bir insan geçmiş senenin son günü olan Zilhicce'nin sonuncu gününü oruçlu geçirirse, böyle yapan bir kimse geçen giden seneyi oruçla kapatmış olur ve gelen yeni seneyi oruçla başlatmış olur. Allah böyle davranışını onun için elli yıllık günahına kefaret vesilesi eyler."---------------------------



Aziz ve sevgili kardeşlerim! Biliyorsunuz, bizim ülkemizde iki hattâ üç takvim var. Bu takvimlerden birisi asırlardır âlem-i İslâm'da kullanılan kamerî takvimdir. Diğeri şemsî takvim, şu anda kullandığımız, batıdan uyarlanmış olan takvim oluyor. O, Hz. İsa ile ilgili olduğu için milâdî takvim diye adlandırılıyor.

Fakat bizim bütün dinî çalışmalarımız, ibadetlerimiz hicrî-kamerî takvime göre düzenlenmiştir.
Meselâ, Ramazan ayı çok mühim bir ibadet ayıdır ve hicrî-kamerî takvimle ilgilidir, yâni milâdî takvimde onu yerleştirmek mümkün olmuyor. Ayrıca hac ayı, son derece önemli; mühim bir gün olan arefe günü, o da Arafat'a hacıların çıktığı zamanki gün ki, o zamandan bir gün önce veya bir gün sonra, başka bir zamanda çıksalar olmaz. O da Zilhicce'nin dokuzudur, önemlidir, o bakımdan hicrî takvim cihan durdukça, müslümanlar yaşadıkça yaşayacaktır, hayırlı ve mübarek olsun...
a. Hicrî Takvimin Başlangıcı
Bu hicrî takvimin biraz açıklamasını yapmak istiyorum: Biliyorsunuz, Araplar hicrî-kamerî ayları, yâni Muharrem, Safer, Rebiül-evvel, Rebiul-âhir, Cumadel-ûlâ, Cumadel-âhir, Recep, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkàde, Zilhicce diye isimlendirmişlerdir. Yâni birinci ay Muharrem, son ay, on ikinci ay Zilhiccedir. Araplar bu kamerî, hilâli gözlemeye dayalı takvimi, tarihçilerin rivâyetine göre Hazret-i İbrahim AS zamanından beri kullanmışlardır. Yâni Hazret-i İbrahim AS oğlu İsmâil'i getirip de, Hâcer vâlidemizle birlikte, şimdi Mekke-i Mükerreme'nin olduğu, ama o zaman boş bir saha olan, ekin bitmez, taşlık, kumluk bir vâdi olan yere iskân ettiği zamandan beri bu kamerî takvimin ayları kullanılmıştır. Sonra cahiliye devrinde bu ayların kullanılmasında bir takım te'hirler, geciktirmeler, öne almalar ve seneyi on iki ay değil de on üç ay yapmak gibi keyfî uygulamalar olmuştur. Peygamber SAS Efendimiz Vedâ Haccı'nda bu hususa temas ederek, nesî denilen aylarla oynamanın, onların zamanını değiştirmenin, öne arkaya almanın doğru olmadığını beyan buyurmuştur. Bu konuda âyet-i kerime de vardır.
Ayların oniki olduğunu, oniki ayın bir sene teşkil ettiğini âyet-i kerime de beyan ediyor, bismillahir-rahmanir-rahim:
(İnne iddeteş-şuhûri indallàhi isnâ aşere şehran fî kitabillâhi yevme halekas-semâvâti vel-arda minhâ erba'atün hurum) Ayet-i kerimede geçtiği için şer'î bakımdan büyük bir açıklıkla, kesinlikle ifâde edilmiş olduğuna göre on iki ay bir senedir ve senenin dört ayı haram aylardır; çok mübarek, çok muhterem ve çok hürmetine riâyet edilmesi gereken aylardır. Bu dört haram ayın üç tanesi peş peşedir: Zilkâde, Zilhicce ve Muharrem; yâni eski senenin son iki ayı ve yeni başlayan senenin birinci ayı... Bu aylar hac aylarıdır, hac mevsimidir. Bu aylarda ceng ü cidal, kavga, yol kesme vs. gibi şeylerden Araplar son derece sakınırlardı, yapmazlardı. Aralarında kan davası olsa, husûmet olsa bile hasmını görmezlikten gelirlerdi.
Bu dört haram aydan bir tanesi Receb ayıdır. Yâni Ramazan ayından bir önceki aydır. Mübarek üçayların (Receb, Şa'ban, Ramazan) ilkidir. Geçtiğimiz konuşmalarımızda, Receb ayı girdiği zaman bunu güzelce açıklamıştık.
Demek ki şimdi, haccın yapıldığı Zilhicce ayı bitti ve yeni yılın Muharrem ayı başlamış oldu. Yeni yılı bütün âlem-i İslâm'a, müslümanlara kutlu olsun, mutlu olsun diye temennî ediyoruz.
b. Muharrem Ayı
Tabii bizim konuşmamız bir taraftan yeni yılı tebriktir, bir sevinç vesîlesidir, tebrikleşme güzel bir olay... Bir taraftan da işin dinî yönünü dâima size hatırlatıyoruz, yâni ibadetleri önceden ihtar ediyoruz, hazırlanın diye... Bu bakımdan şimdi gelelim işin dinî yönüne:
Dinî yönden Muharrem ayı önemli bir aydır. Neden önemlidir? Dört muhterem aydan, haram aylardan bir tanesi olduğu için önemlidir. Yâni Kur'an-ı Kerim'le tescil edilmiş bir muhteremliği, mübarekliği var, bu bakımdan önemli bir aydır. Mücahid'in ibn-i Abbas RA'dan rivâyet ettiğine göre, Peygamber SAS Efendimiz de hadis-i şerifinde buyurmuşlar ki:
(Men sàme yevmen minel-muharrem felehû bikülli yevmin selâsûne yevmen) Kısa, müjdeli bir hadis-i şerif, Muharrem ayı içinde oruç tutmamız teşvik ediliyor. Bu hadis-i şerifi İbn-i Abbas, yâni Peygamberimiz'in amcası Abbas'ın oğlu Abdullah rivâyet etmiş, Peygamber SAS buyurmuş ki:
"Kim Muharrem ayı içinde bir gün oruç tutarsa, tuttuğu her gün için otuz gün oruç tutmuş gibi sevap verilir."
Demek ki, bir kere oruca teşvik var. Biz de kardeşlerimizi bu oruç hususunda uyarıyoruz. Muharrem ayı girmiştir, çokça oruç tutun; bir gününe otuz gün veriliyor. Yâni tabii, bildiğimiz umûmî kâide, yapılan bir iyiliğin karşılığının en aşağı on misli olmasıdır. Burda on mislinden fazla, otuz misli oluyor. Demek ki bir gün oruç tutsa, otuz gün tutmuş gibi sevap kazanacak, güzel bir şey... Oruç tutmanızı tavsiye ederiz.
Sonra, Ebû Hüreyre RA'dan diğer bir hadis-i şerif nakledelim, sohbetimiz Rasûlullah Efendimiz'in mübarek sözleriyle şereflensin, zinetlensin diye.
(Efdales-sıyâmi ba'de ramadàn, şehrullàhillezî ted' nehül-muharrem) buyurmuş Rasûlüllah SAS Efendimiz. Mânâ-i münîfi, mübarek mânâsı şöyle: "Ramazan ayından sonra tutulan oruçların en şereflisi, en fazîletlisi Muharrem ayında tutulan oruçtur."
Bu hadis-i şerifin devamı da var: "Farz namazlardan sonra, en fazîletli namaz da geceleyin kılınan namazdır, yâni teheccüd namazıdır."
Onun için bu konuşmamda size, sevap kazanmanızı istediğim için, hem Muharrem'de oruç tutmanızı tavsiye ederim, hem de geceleyin teheccüd namazına kalkmanızı tavsiye ederim. Bu hususta: "Geceleyin kılınan iki rekât namaz, dünyadan ve dünyanın içindeki her şeyden daha hayırlıdır." diye hadis-i şerifler de var. Bunu da hatırınızda tutun ve bunları yapmağa çalışın!..
Diğer bir hadis-i şerifi daha okumak istiyorum, ibn-i Abbas RA Rasûlullah SAS'in bir teşviki daha var. Buyurmuş ki Peygamber Efendimiz:
(Men sàme âhira yevmin min zilhicceti ve evvele yevmin minel-muharrem fekad hàtemes-senetel-mâdıyete bisavmin vesteftehas-senetel-müstakbilete bisavmin fecealellàhu azze ve celle lehû keffârete hamsîne seneh.) "Bir insan geçmiş senenin son günü olan Zilhicce'nin sonuncu gününü oruçlu geçirirse...Böyle yapan bir kimse geçen giden seneyi oruçla kapatmış olur ve gelen yeni seneyi oruçla başlatmış olur. Allah böyle davranışını onun için elli yıllık günahına kefaret vesilesi eyler." diye Peygamber SAS Efendimiz müjdeliyor...
Demek ki, bu senenin sonundaki takvime münâsip bir yere yazalım, aklımıza yazalım, not alalım, kaydedelim; bir dahaki senenin sonunda, yâni bir dahaki sene hac mevsimi gelip bittikten sonra, hicrî yılbaşından önceki Zilhicce'nin son gününü ve hicrî yılbaşı gününü, birinci gününü oruçla geçirmeye şimdiden niyet edelim.
Biliyorsunuz, niyet etmek çok güzel bir şeydir. İnsan niyet ettiği şeyi herhangi bir mâni çıkar da yapamazsa bile, yâni hastalansa yapamazsa bile Allah o sevabı verir.
"Hocam böyle ileriye dönük niyetler niye?" derseniz, bu hadisten dolayı... Çünkü bunu geçtiğimiz cuma size hatırlatmam lâzımdı, hatırlatamadım, bu hadis-i şerif şimdi gözümün önüne geldi. Hiç olmazsa önümüzdeki seneye niyet edelim, erişsek de erişmesek de --Allah sıhhati, âfiyetli, nice nice kutlu ve mutlu yıllara erişitirsin-- şimdiden niyet edelim, o sevabı alalım.
Böylece Ramazan ayının dışında tutulan, farz olmayan, fazîletli, sevaplı ki bunun dindeki tâbiri nafile oruç... Yâni, "Sevaplı fazîletli oruçların en üstünü Muharrem ayında tutulan oruçtur." diye, bunu da sizlere hatırlatmış oldum, Peygamber SAS Efendimiz'den nakletmiş oldum...

c. Aşûre Günü

10 Muharrem 1432 / 16 Aralık 2010

Âşure günü Muharrem ayının mühim olaylarının cereyan etmiş olduğu bir günüdür. Onun da oruçla geçirilmesi lâzım!..
Âşure gününü ya ondan bir önceki günle bağlayarak oruçla geçirmek iyi olur. Ya da bir sonraki günle beraber, yâni cumartesiyi ve pazarı peş peşe tutmak lâzım!..
--Niye böyle oluyor?
Peygamber SAS Efendimiz öyle tavsiye buyurmuş.
Peygamber SAS'in zamanında Medine'de yahudiler de var idiler, Arabistan'ın bazı yerlerinde kabileler hâlinde bulunuyorlardı. Peygamber SAS Efendimiz Medine-i Münevvere'ye hicret buyurduğu zaman onların Âşure gününde oruç tuttuğunu görünce, sebebini sordu:
"--Niye siz böyle oruç tutuyorsunuz?" dedi.
Dediler ki:
"--Mûsâ AS Firavun'un zulmünden Âşure gününde kurtuldu."
Peygamber Efendimiz:
"--Mûsâ AS bize sizden daha yakındır, o halde biz de tutarız." dedi.
Burda çok önemli bir ifâde var yâni Yahudiler Mûsâ AS'ın çizgisinden ayrıldıkları için, "Biz Mûsâ AS'a daha samîmîyiz, daha yakınız; o bize sevgili, biz ona sevgiliyiz." diyor. O bakımdan Peygamber Efendimiz onun Firavun'dan kurtulma gününde o orucu tutmayı tavsiye buyurdu, kendisi de tuttu.
Zaten Kureyş Kabilesi de Mekke'de iken, yâni Peygamber Efendimiz'in ilk doğduğu çevrede de Âşure günü orucu tutulurdu. İbrahim AS'dan beri bir töre ve an'ane olarak geliyor, zaten tutarlardı... Yalnız burada Peygamber Efendimiz Yahudiler'e benzemek gibi bir durumu istemedi, çünkü başka zaman da buyuruyor ki:
"Yahudilere, Hristiyanlara benzemeyin, karışıklık olmasın, çünkü onlar doğru çizgiden çıktılar, onlara benzemek uygun olmaz.
(Hàlifül-yehûde ven-nasârâ) Yahudiler ve Nasraniler'e muhalif, aykırı, onlar gibi olmayan bir şekilde davranın!" diyor.
Demek ki bizim kendi İslâmî benliğimizi, örfümüzü, töremizi ortaya koymamız ve her hareketimizi ona göre müslümanca, Rasûlüllah'ın tavsiye buyurduğu tarzda, sünnetine uygun şekilde tanzim etmemiz gerekiyor. Onlara benzememenin şekli tahakkuk etsin diye; ya Âşure gününden bir gün evvel başlayıp Muharrem'in 9'u ve 10'unu tutarsınız; Efendimiz'in tavsiye ettiği şekilde Âşure orucunu ihyâ mümkün olur.
Peygamber Efendimiz, Ramazan orucu farz kılınıncaya kadar Âşure orucunu çok önemli olarak tavsiye buyururdu. Âyet-i kerime ile Ramazan orucu emredilince, Efendimiz ondan sonraki sevaplı oruçları ihtiyarî hâle getirdi; "İsterseniz tutarsınız; tutmazsanız da bir şey gerekmez, çünkü artık Ramazan orucu, farz oruç var." diye buyurdu.
Muharreminizi oruçlarla, ibadetlerle değerlendirmeğe gayret edin! Önümüzdeki cuma günü oruca niyet edebilirsiniz. Sırf cuma gününe mahsus oruç tutmak yoktur ama, ondan önce ve ondan sonrasıyla bağlantılı olarak tutulabilir. Önümüzdeki cuma, cumartesiyle birlikte oruç tutabilirsiniz... Bir de takviminizin sonuna not alacaksınız; inşaallah bir dahaki hicrî senenin başlangıcında, Zilhicce'nin son günüyle, Muharrem'in birici gününü de oruçlu geçirmeye çalışacağız. Çünkü elli senelik hatalara, günahlara kefaret olacağını hadis-i şerifte okumuştuk.
Yeni yılınız mutlu olsun, mübarek olsun... Feyizlerle, kazançlarla, başarılarla, tatlılıklarla, mutluluklarla dolu olsun... Allah-u Teàlâ Hazretleri dünyanın ve ahiretin her türlü hayırlarını sizlere, bizlere ve bütün ümmet-i Muhammed kardeşlerimize ihsân eylesin... Ahmet M.ACAR