
Artık bayramlar ya eskilerde ya da çocuklarda anlamlı, coşkulu sevinç çığlıkları halinde yaşanıyor... Hatırladıklarımız ya hep çocukluklarımızdaki bayramlar oluyor ya da dedelerimizin ve ninelerimizin bize anlattığı o büyülü anlar...Hatırlar mıyız bir zamanlar arife gününden alınmış bayramlıklarımızı baş ucumuza koyup gözümüzü onlardan ayıramadığımızı... O bayramlıkların vermiş olduğu sevincin bizim o büyülü anlarda ne kadar da erken kalkmamıza neden olduğunu... Ya da kalktığımızda bayram namazına gitmiş olan babamızın, dayımızın, amcamızın küçücük ve bir o kadar da yumuk olan avuçlarımıza üç-beş kuruş bayram harçlığı koymasını büyük bir merakla ve heyecanla bekleyişlerimizi... Ve geldiklerinde namazdan; babamıızn, dayımızın, amcamızın avuçlarımıza bıraktığı o harçlıkları beğenmeyişlerimizi...
şimdilerde ise bunlar sadece hatırlanarak gönlümüzde bir tebessüm ve bir özlem yaratmakta... Oysa ki hayat devam ederken güzellikler sadece çocukluk bayramlarında mı bizi selamlayacaktı? Hep o çocukluğumuzdaki bayramları yaşayamayışımız ve sadece onlara özlem duymamız mı gerekirdi şu çocukluktan uzaklaştığımız anlarda...
Herneyse! Sonra annelerimiz kurardı birbirinden lezzetli yemeklerle donatılan güzel mi güzel kokulu sofraları...Her evde farklı bir yemek pişerdi belki ama herkesin içinde oluşan o mutluluk ve sevgi aynıydı. Çocuktuk ve yerken o yemekleri, biraz sonra toplayacağımız şekerlerin hayallerini kurardık...Daha önceden büyük bir heyecanla giymiş olduğumuz bayramlıklarımızla çıkardık dışarı ve düşerdik bir bir komşu çocuklarını şeker toplamaya çağırmalara. Önce komşu teyzemizin zilini çalardık ve çıkan o yaşlıca buruşuk eli öperdik karşılığında bir tebessüm yaratan küçük şeker... Sonra peşisıra gelen kişi, o masum anılarımızı paylaştığımız, birbirinden mutlu ve masum oyunlar oynadığımız çocukluk dostlarımız olurdu. Sonra düşerdik o can dostlarımızla birlikte yollara bir gülümseyişle birlikte küçücük ağız tatlandırıcı bir şeker için... Her evde farklı bir hava görürdük aslında, kimi evin kapısını açan amca, teyze, abla, abi ya da yaşına yakın çocuk bir şekerle biz o kapısına giden mutluluk dilencilerini büyük bir sevgiyle karşılar, bayramlarını kutlamamız karşılığında hak ettiğimiz şekerleri veriridi. Kimisinin de rahatsız edilmekten hoşlanmayan bir eda vardı o asık suratlarında...''Bayramızın mübarek olsun teyzeciğim'' dediğmizde öyle geçiştirircesine ''Sağolun sizinde'' diyerek aldığımız şekerler aslında bu bayram günündeki bu asık suratları fazla da umursamamıza neden olurdu.. Ne de olsa çocuktuk işte ve ne de olsa bayramdı.. Çocuktuk ve işte o zamanlarda yaşanan en büyük mutluluklardan birkaçıydı sadece bu paylaşımlar...
Oysa şimdi büyüdük ve hayattan beklentilerimiz de büyüdü bizimle beraber, çocukluktaki gibi nerede öyle küçük şeylerden mutlu olanlar? İşte her ne olursa olsun '' BAYRAMIMIZ, KENDİSİNİ HAK ETTİĞİ GİBİ KARŞILAYAMAYAN ŞU İNSANLIĞA KUTLU VE MÜBAREK OLSUN'' İyi bayramlar şafağa koşan güneşler...:)
RSS Feed


|







